Sakat Muhabbet'te Alper Tolga Akkuş, Devrim Deniz İnce ile Mart ayı başında geçirdiği sağ diz altı ampütasyon ameliyatı sonrası deneyimlerini, kayıt gününden bir gün önce gerçekleşen 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nün sakatlar açısından taşıdığı anlamı ve Kuşadası Engelsiz Engelliler Yaşatma Derneği bünyesinde yürütülen çalışmaları konuşuyor.
Alper Tolga Akkuş: Merhaba. Apaçık Radyo'ya, Sakat Muhabbet’e; sağlamcı zihniyetin kör topal muhalifine hoşgeldiniz. Ben Alper Tolga Akkuş ve bugün 6 Mayıs 2026 Çarşamba.
Bu hafta, daha önce bir kez konuğumuz da olan Devrim Deniz İnce'yi bir kez daha konuk ediyoruz. Devrim Deniz Bey'i o zaman konuk aldığımızda bir hapishane süreci vardı. ‘Sakat Mahpus’ başlığıyla o süreci konuşmuştuk kendisiyle ama bu sefer başka bir konuyla ilgili konuk aldık kendisini. Devrim Bey, hoşgeldiniz. Nasılsınız, iyi misiniz?
Devrim Deniz İnce: Teşekkürler Alper Bey, sağolun. Sizler nasılsınız?
A.T.A.: Bizler de iyiyiz, Allah’a şükür. Bu arada geçmiş olsun. Hastanede olduğunu görüyorum. Az önce de 60 küsur gündür hastanede olduğunu söylemiştin. Zaten bu hafta bu konuya gireceğiz ama benim ilk bir sorum var. Devrim diyeceğim artık, “Bey”i atacağım. Senin için bir mahsuru var mı? Sen de bana Alper diyebilirsin tabii ki.
D.D.İ.: Yok hayır, artık “bey” kelimesini ortadan kaldıralım.
A.T.A.: Tamam Devrim. Peki hangi isminle hitap edeyim; Deniz mi, Devrim mi? Nasıl istersin?
D.D.İ.: Genelde Devrim’i kullanıyorlar.
A.T.A.: Tamam, Devrim diyeyim. Devrim, benim ilk bir sorum var zaten. Hep sorduğum bir soru. Sen daha önce konuk oldun ama o bölümü dinlemeyenler olabilir. O yüzden o soruyu yeniden soracağım sana: Devrim Deniz İnce kimdir, bugüne kadar neler yapmıştır ve bir sakatlığın var ise bunu da bize aktarır mısın lütfen?
D.D.İ.: Teşekkür ederim. Evet, Devrim Deniz İnce kimdir?
Devrim Deniz İnce, 6 Ocak 1980 doğumlu, Konya Ereğli’de doğmuş bir kişidir. Devrim Deniz, 7 yaşından itibaren osteomiyelit hastasıdır; yani kemik enfeksiyonu rahatsızlığı geçirmiştir. 44 kez ameliyat olmuş ve uzun yıllar verdiği mücadeleyle ön plana çıkmış bir insandır. Hem siyasi hayatta hem de engelli hakları alanında çalışmalar yapmış, mücadele vermiş birisidir.
A.T.A.: Şimdi seni biz galiba bir seneden fazla oldu konuk aldığımızda, o günden bu yana tabii çeşitli gelişmeler de oldu. Bir dernek de açtınız. Elif Gamze Bozo da senin yakın arkadaşın, hatta rahatlıkla partnerin diyebilirim galiba, değil mi? Onda bir sorun yok herhalde?
D.D.İ.: Evet, kesinlikle.
A.T.A.: Bir de dernek açtınız. Daha önce Elif de konuk olmuştu, bunu konuşmuştuk ama bir de senden dinleyelim. Kuşadası’nda bir derneğiniz de var. Asıl konumuza müzikten sonra gireceğiz ama önce bu dernek sürecini ve konuk olduğundan bugüne hayatında neler değiştiğini senden dinleyelim isterim.

Kuşadası Engelsiz Engelliler Yaşatma Derneği
D.D.İ.: Evet, şöyle Alperciğim; biz yıllarca bağımsız olarak ya da siyasi partilerin çatısı altında engelliler üzerine çalışmalar yaptık. Ama bu süreçlerde, farklı düşüncelere sahip engelli vatandaşlarımıza çok fazla dokunamadığımızı fark ettik. Bunun üzerine Elif Gamze Bozo’yla bir fikir alışverişi yaptık ve en azından bunu bir dernek çatısı altında yürütmenin daha kolay olabileceğini düşündük.
Kuşadası Engelsiz Engelliler Yaşatma Derneği’nde ben başkanlığı üstlendim. Elif Gamze Bozo da başkan yardımcılığı görevini aldı ve birlikte çok güzel süreçler geçiriyoruz.
Elif Gamze Bozo’nun bugüne kadar yazdığı köşe yazıları ve engelli hakları üzerine kaleme aldığı çalışmalarını kitap haline getirdik. Dernek adına bu kitabı çıkardık ve güzel çalışmalar yaptık. Ankara’da kitabın imza gününü gerçekleştirdik, çok güzel bir etkinlik oldu. Kuşadası’nda da iki ayrı yerde imza günü düzenledik. Kitabımızın hem tanıtımı, hem de satışı açısından süreç çok güzel ilerliyor.
A.T.A.: Onun dışında başka faaliyetleri var mı derneğin bize aktırabileceğin?
D.D.İ.: Engelliler üzerine bir çalışmamız olacak. Tamamen engellilerin atölyesi diyebileceğimiz bir atölye çalışması ve projemiz var. Bu projede, engelli bireylerin gelip rahatlıkla çalışabileceği; el becerilerini, sanatı, resmi ve benzeri alanlardaki yeteneklerini geliştirebileceği bir alan oluşturacağız. Bir atölye açacağız. Kuracağımız bu atölye için ayrıca bir pazar da oluşturacağız. Bu pazarda engelli bireylerin aileleri ürünleri satışa çıkaracak. Elde edilen geliri de, küçük de olsa, engelli bireylere bir katkı olarak sunacağız. Buradaki amacımız hem engelli bireylere bir gelir sağlamak hem de onlar için sosyal bir yaşam alanı oluşturmak.
A.T.A.: Şimdi ben 6 Mayıs dedim, o yayın tarihi ama biz şu anda 30 Nisan Perşembe günü bu kaydı yapıyoruz. Senin de sol hareketin içinde olduğunu biliyorum. Yarın da 1 Mayıs İşçi Bayramı. 1 Mayıs’la ilgili hem düşüncelerini, hem de dernek olarak bir planınız ya da programınız olup olmadığını sormuş olayım.

1 Mayıs ve Sakat İşçiler
D.D.İ.: Şöyle söyleyeyim; bugün itibarıyla engelli hakları ve engelli işçiler üzerine bir basın açıklaması, bir basın metni hazırladım.
Orada özellikle engelli KPSS’sindeki eksikliklere değindim. Çünkü tamamen bizi yok sayan bir statü içerisindeyiz. 50 kişilik kotada yalnızca bir engelli çalıştırılması uygulamasının kaldırılmasını, engelli bireylerin diğer bireylerle eşit statüde değerlendirilmesini istiyoruz.
Yani engelli bireylerin eşit yurttaşlar olarak görülmesini, bu ayrımcı uygulamaların ortadan kaldırılmasını ve bunun bir devlet politikası haline getirilmesini talep ediyoruz. Anayasal hakkımızın tamamen göz ardı edilmemesi gerektiğini söylüyoruz.
Evet, yarın da 1 Mayıs. Buradan tüm emekçi engelli dostlarımın da 1 Mayıs’ını kutluyorum.
A.T.A.: Ben de bu kutlamana katılıyorum. Sanıyorum programın da ortalarına geldik. Şimdi bir müzik arası veriyoruz ve müzik seçimini sana bırakıyorum. Senin bir seçimin var mı? Ne dinleyelim şimdi?
D.D.İ.: Cem Karaca'dan “1 Mayıs Marşı” olsun o zaman.
A.T.A.: Sakat Muhabbet devam ediyor. Bu hafta konuğumuz Devrim Deniz İnce. Devrim, sakatlığıyla bağlantılı olarak bir amputasyon ameliyatı oldu. Bu nedenle kendisini konuk aldım.
Tabii Şubat 2023’te deprem olmuştu. Yaklaşık 1 milyona yakın kişinin ampute olduğuna dair haberler vardı. Kesinleşmiş bir bilgi değil ama ben de bu şekilde duymuştum. O yüzden amputasyon süreci artık çok sık duyduğumuz bir süreç hâline geldi. Ama bunu yaşayan birinden dinlemek çok daha farklı olacak.
Ben seni sosyal medyadan takip ediyorum. İlk karar verdiğin dönemde hekimlerden sana bu konuda çok fazla talep ve yönlendirme geldiğini söylemiştin ama en sonunda bu kararı sen vermişsin. Bu süreç senin sakatlığınla bağlantılı mı? Detaylarına birazdan zaten gireceğiz.

Amputasyon Süreci
D.D.İ.: Şöyle Alperciğim; ben bu sürece 7 yaşından itibaren başladım. Şimdiye kadar neredeyse 30 yılı aşkın bir mücadele verdim. Tabii ki 2014 itibarıyla görüştüğüm birçok hekim bana amputasyon sürecini önermişti ama ben mücadeleci, savaşan bir insanım. “Asla düşünmüyorum, sonuna kadar mücadele edeceğim” diyordum. Fakat geçen 12 yıllık süreçte bir düzelme olmadı. Tabii ki bu benim için çok zor bir karardı ama bazen de diyorum ki üzerimden büyük bir yük kalktı çünkü ben 44. ameliyatımda amputasyon sürecine karar verdim, “Artık 44’te final vereceğim” dedim.
Gerçekten tüm kalbimle kendi hocama çok teşekkür ediyorum: Prof. Doktor Halil İbrahim Balcı’ya. Benim için çok mücadele verdi. Hatta amputasyon kararını aldığımda beni vazgeçirmek için birkaç farklı yöntem ve uygulama önerdi ama ben kararımda ısrarcı olunca buna saygı duydu. Sonrasında da bana hak verdi, “Uzun yıllar mücadele ettin, sen de yoruldun” dedi. Buradan kendisine, çalışma ekibine, hemşirelere ve Çapa Ortopedi Bölümü’ndeki tüm emektar çalışanlara ilgi, alakaları ve güler yüzleri için ayrıca sonsuz teşekkür ediyorum.
A.T.A.: Şimdi tıbbi olarak amputasyon neden gerekliydi senin rahatsızlığında?
D.D.İ.: Benim rahatsızlığım osteomiyelit yani kemik enfeksiyonu hastalığı.Uzun yıllar antibiyotik tedavileri, ameliyat süreçleri geçirdim ve bu süreç artık ciddi bir yıpranma boyutuna geldi. Ayağım kırılmıştı ve o kırılma sürecinde, enfeksiyonun yarattığı tahribat nedeniyle kemik artık kaynamıyordu yani tamamen bitmiş bir duruma gelmişti; son aşamaya yaklaşmıştı diyebilirim.
Dünyada birçok hastalığın tedavisi konusunda ilerleme var ama kemik enfeksiyonunun çözümü çok zor çünkü sadece enfeksiyonu bir süre baskılayabiliyorlar, tamamen ortadan kaldırmak çok kolay olmuyor. Daha sonrasında yeniden aktif hâle gelebiliyor.
Ben bu süreçleri çok uzun süre yaşadım. Çok sancılı, çok ağrılı dönemler geçirdim. Bu yüzden amputasyon kararını biraz da artık kendimi rahatlatmak için verdim. Enfeksiyonu kökünden temizledik diyebiliriz Alper Bey.
A.T.A.: Şu anda ameliyatın ardından doktorlar ne söylüyor? Şu an bir sıkıntı yok değil mi? O iltihapla ilgili devam eden bir durum kalmadı sanıyorum.
D.D.İ.: Yani şöyle söyleyeyim; iltihap yok. Tabii ki 44 kere ameliyat olduğumu söylemiştim. Bu ameliyat süreçleri nedeniyle diz ve deri bölgesi tamamen deforme olmuş durumda. Yapılan dikişler tutmadı ve yaraların kapanmama sürecini yaşadım. Uzun süre oksijen tedavisi aldım. Pazartesi günü de plastik cerrahi tarafından bacağımın başka bir bölgesinden deri alınarak yaranın kapatılması için bir operasyon yapıldı. Şimdi Pazartesi günü, kapanmayan yaranın tutup tutmadığı netlik kazanacak. O süreçten sonra inşallah her şeyin daha iyi olacağını düşünüyorum.
A.T.A.: Peki ameliyattan bugüne olan süreci bir özetler misin bize?

Hayalet Ağrı
D.D.İ.: Ameliyattan bugüne kadar geçen yaklaşık iki aylık süreçte uzun bir tedavi gördüm. Hem antibiyotik tedavisi aldım, hem de amputasyondan sonra “hayalet ağrı” denilen bir süreç yaşadım Alper Bey. Kesilen bölgenin hâlâ var olduğunu hissediyordum. Örneğin kesilen kısmın parmak uçlarını hissediyordum ve uzun süre kramplar oluştu. O süreçte tabii ki farklı tedaviler uygulandı. Şimdi biraz daha iyiyim ama tedavi süreci devam ettiği için, verilen güçlü ilaçlarla o kramp dönemini biraz daha atlatabildim. Günlerce uyuyamadığım da oldu tabii. Hayalet ağrı süreci benim için oldukça zorlu geçti.
A.T.A.: Hayalet ağrıyı bilmeyen dinleyicilerimiz için şöyle açıklayayım: Ampütasyon sonrası artık bedende olmayan bölge yani kesilmiş olan uzuv, zihin tarafından hâlâ varmış gibi algılanıyor ve buna bağlı olarak ağrı hissi oluşabiliyor. Doğru mu tarif ediyorum acaba?
D.D.İ.: Evet. Oradaki sinir bölgesine beyin uyarı gönderiyor. “Hareket etmen gerekiyor, parmak uçlarını oynatman gerekiyor” diyor. Ama sinir bölgesi bunu tamamlayamadığı için bir titreşim, bir elektriklenme oluyor ve kramplar oluşmaya başlıyor.
İlk zamanlarda özellikle kesilen ayağımın baş parmağının kaşındığını, sızladığını hissediyordum. Yani parmak artık yok ama ben orada hâlâ varmış gibi hissediyordum. Hatta size şöyle bir olay da anlatayım Alper Bey; hiperbarik oksijen tedavisinden çıktıktan sonra koltuk değneği kullanıyordum o süreçte. Uzun süre sol ayağıma yük verdiğim için yoruldum ve “Biraz da sağ ayağıma yük vereyim” diye düşündüm. Bu arada ampute edilen ayağım sağ taraftı. Tam sağ ayağıma yük vermeye çalışırken aslında ayağımın artık olmadığını fark ettim ve düştüm. Bu düşme nedeniyle süreç biraz daha zorlaştı, dikişlerim de patladı.
A.T.A.: Yani aslında “Ayağımı yere koyayım da biraz dinleneyim” düşüncesiyle yaptığın bir hareket sonucu oldu bu.
D.D.İ.: Biraz da sağ ayağımın üzerinde yoğunlaşayım istedim ama tam üzerine basmaya çalıştığım anda orada bir boşluk oluştu. Derin bir boşluk hissettim ve o boşluğun içine düşmüş gibi oldum.
A.T.A.: Boş bir basamağa basan insanın yaşayacağı duyguya benziyor aslında. Ampute olmayan insanlar için şöyle tarif edebiliriz: Sanki orada bir basamak var sanıyorsunuz ama ayağınızı attığınız anda aslında hiçbir şey olmadığını fark edip bir boşluğa düşüyorsunuz.
Peki, daha önce ampute olmuş başka biriyle görüşme imkânın oldu mu? Bu süreci konuşabildiğin, deneyim paylaşabildiğin insanlar var mıydı?
D.D.İ.: Yani burada hiç karşılaşmadım. Daha doğrusu burada ampute olmuş biriyle birebir karşılaşma şansım olmadı, sadece doktorların bana verdiği bilgiler vardı. Bir de ameliyat öncesinde internetten araştırmalar yaptım ve o araştırmalar sayesinde bu süreçleri ve yaşayabileceklerimi önceden öğrenmiştim diyebilirim.
A.T.A.: Şimdi depremden de bahsettim. Kolunu, bacağını kaybeden çok sayıda insan oldu. Sen de amputasyon yaşamış bir insansın ama aradaki fark şu: Sen zaten daha öncesinde de sakatlığı olan biriydin. O insanların büyük bir kısmı ise hayatlarında ilk kez böyle bir durumla karşılaştılar.
Şunu sormak istiyorum: Ampute olmak hayatın sonu mu? Bunu yaşadığın için sana rahatça sorabiliyorum çünkü sakat olmayan insanlar bir anda böyle bir durumla karşılaşınca hayata küsen çok kişi olduğunu da duyduk. Bu arada senin amputasyonun sağ bacağından oldu değil mi? Diz altı mıydı, tam olarak nereden ampute edildi?
D.D.İ.: Diz itibariyle Alper Bey.
A.T.A.: Diz kapağının altı mı, diz kapağının üstü mü?
D.D.İ.: Diz kapağının altından itibaren.
A.T.A.: Tamam. Yani oradan ampute olmuş bir insansın ama hayatın sonu değil, değil mi? Ben bunu yaşamış biri değilim ama senin deneyimin önemli burada. Ampute olunca hayat sona ermiyor ya da her şey bir anda yok olmuyor gibi geliyor bana. Sen bu konuda ne düşünüyorsun?
D.D.İ.: Burada mesela başka hastalarla da karşılaşıyorum. Şeker hastaları var örneğin. Onlar da uzun süre tedavi görüyor ve zamanla parmak gibi uzuvlarını kaybettiklerini görüyorum.
Şimdi sürecin içinde olup bunu yaşayarak gelen insanların psikolojisi, benim gibi olanların, biraz daha hazırlıklı oluyor çünkü artık kendini buna hazırlamış hissediyorsun. Ama ani gelişen durumlarda insanların psikolojisi daha ağır etkileniyor çünkü o anı bir anda yaşıyorlar ve kendilerini bir anda o psikolojinin içinde buluyorlar.
Ama şunu asla unutmasınlar: Bu, hayatın sonu değil çünkü teknoloji artık çok ilerledi Alper Bey. Protez bacaklar var ve bu protezlerle insanlar artık koşabilecek seviyeye kadar geliyorlar. İmkân bulanlar bunları temin edip hayatlarına devam edebiliyorlar. Yani bana göre ampute olmak hayatın sonu değil. Sadece insanların psikolojilerini güçlü tutmaları, hayata bakış açılarını kaybetmemeleri ve özgüvenlerini korumaları gerekiyor.
A.T.A.: 30 Nisan Perşembe, şu anda ben de saate bakıyorum; kayıt anı itibarıyla saat 13:59. Bu dakika itibarıyla Devrim Deniz İnce ne durumda? Hastaneden bağlandın bize ve şu an gördüğüm kadarıyla hâlâ hastane yatağındasın.
D.D.İ.: Evet, şu an hastane odasındayım.
A.T.A.: Sağol. Bize de imkan tanıdın, ayarladın kendini bizimle kayıt için.
D.D.İ.: Hatta az önce kayıt yaparken hemşire geldi. Onu uyardım. Doktor geldi, “Lütfen kayıt alıyoruz” diye onu uyarmak zorunda kaldım.
A.T.A.: Evet, şu an nasıl hissediyorsun kendini? Devrim Deniz İnce’nin şu dakika itibariyle duygu durumu nasıl?
D.D.İ.: Alper Bey, ameliyat sonrası süreçten itibaren — bunu Elif Gamze Bozo da çok iyi biliyor — hatta onun motivasyonu benden daha düşüktü. Ben ona “Hayır, böyle düşünme” diye enerji vermeye çalışıyordum çünkü benim enerjim yüksekti, psikolojim de iyiydi.
Evet, amputasyon sürecini yaşadım ama kafamı farklı şeylere yönlendirdim. Kendimi farklı alanlara adapte ettim ve sürekli amputasyon olup olmadığına odaklanmak yerine daha sosyal bir ortamın içinde tutmaya çalıştım. Psikolojik olarak gerçekten çok iyiyim. Hatta bunu herkese öneririm: İnsan psikolojisini her zaman güçlü tutmalı.
Mesela tekerlekli sandalyemin yan tarafına 3-4 tane çikolata koyuyorum. Hemşire arkadaşlar, sağlık personeli ya da doktorlar geliyor. Ben de yanlarına gidip “Merhabalar, kolay gelsin” diyorum. Bir motivasyon olsun diye onlara çikolata ikram ediyorum. Onların güler yüzü ve sohbetiyle bu sosyal ortamı daha anlamlı hâle getirip kendimi motive etmeye çalışıyorum.
A.T.A.: Ne zaman çıkacaksın hastaneden?
D.D.İ.: Plastik cerrahinin uyguladığı doku oluşturma sürecini yarın kontrol edecekler. Cuma günü yeniden bir kontrol olacak. Ardından Pazartesi tekrar kontrol edip yapılan uygulamanın tuttuğunu gördükten sonra yavaş yavaş taburcu işlemleri başlayacak Alper Bey.
A.T.A.: Peki, bu 44 ameliyatlık süreç artık sona erdi mi? Yoksa ileride yeniden ameliyat olma ihtimali var mı? Bundan sonraki süreçle ilgili doktorların sana verdiği bir bilgi var mı?
D.D.İ.: Şöyle Alper Bey; bende skolyoz ve kifoz da var. Vücudum enfeksiyondan tamamen arındıktan sonra, ilerleyen 4-5 yıllık süreç içinde İstanbul Çapa Üniversitesi Ortopedi Bölümü’nde onunla ilgili de bir ameliyat olmayı düşünüyorum.
A.T.A.: Yani bir aksilik olmazsa onun da çözülebileceğini düşünüyorsun aslında, değil mi? İnşallah o süreç de istediğin gibi ilerler.
D.D.İ.: Evet evet, 45. ameliyatta tamamlanmayı düşünüyorum Alper Bey.
A.T.A.: Yani duyunca kulağa kolay geliyor ama yaşayan için gerçekten zor bir süreç. Ben de 5-6 defa ameliyat oldum; her ameliyatın kendine göre sıkıntılı ve zor tarafları oluyor. Sen ise 45 ameliyatlık çok ağır bir süreç yaşamışsın.
Devrim, çok sağol konuk olduğun için. Son sözlerini de alabilir miyiz senden?
D.D.İ.: Umudu asla bırakmayalım. Mücadele hepimizi güçlü kılar. Umut hepimiz için var.
A.T.A.: Teşekkür ediyorum. Bu hafta konuğumuz Devrim Deniz İnce'ydi.
D.D.İ.: Ben teşekkür ediyorum konuk aldığınız için.
A.T.A.: Ne demek, her zaman. Seni de Elif’i de her zaman ağırlamak isterim. Hatta şunu da söyleyeyim; 14 Şubat’ta Elif benden haber beklemiş, ikinizi de konuk alacağım diye ama ben onu atlamışım.
D.D.İ.: Evet.
A.T.A.: Hatta biraz da azarladı beni, onu da söyleyeyim. Artık onu da inşallah 14 Şubat 2027’de telafi edeceğiz diyorum bir yandan.
D.D.İ.: Üçüncü yılımızda, evet.
A.T.A.: Belki o zamana kadar sizin partnerlikle ilgili güzel gelişmeler de olur, belli mi olur? Hayatın ne getireceği bilinmez tabii.
D.D.İ.: Belki bir gelişmeler yaşayabiliriz Alper Bey.
A.T.A.: Bu hafta konuğumuz Devrim Denizi İnce idi. Amputasyon sürecini konuştuk kendisiyle. "Dünyanın bütün sakatları eğleşin". Haftaya görüşmek üzere. Hoşçakalın.


